Ömer Gürsoy: ''Berlin’deki Gençlere Uzanan El: Sporla Güçlenen Aidiyet''
Spor yazarı Ömer Gürsoy, ''Berlin’deki Gençlere Uzanan El: Sporla Güçlenen Aidiyet'' adlı köşe yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
ANKARA - BHA
Spor yazarı Ömer Gürsoy'un ifadeleri:
“Berlin’deki vatandaşlarımız canımızdan bir parça…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu sözleri, yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımızın sadece ekonomik ya da siyasi değil; sosyal, kültürel ve sportif anlamda da Türkiye için ne kadar önemli bir değer olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bundan yaklaşık 4-5 ay önce Berlin ziyaretimde, Türkiye Cumhuriyeti Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı ile yaptığımız sohbet bugün çok daha anlamlı hale geldi. O gün bana söylediği sözler, Cumhurbaşkanımızın açıklamalarıyla birlikte zihnimde yeniden yankılandı ve bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
Başkonsolos Şanlı, özellikle Berlin’de yaşayan Türk gençlerinin sayısının her geçen gün arttığını, bugün artık 300 binleri aşan Türk nüfusunun önemli bir bölümünü çocuklar ve gençlerin oluşturduğunu ifade etmişti. Ancak en dikkat çekici vurgusu şuydu:
“Türkiye’nin bu gençlere spor yoluyla dokunması gerekiyor.”
Gerçekten de bu sözün üzerinde uzun uzun düşünmek gerekiyor.
Berlin’e Spor Müşavirliği Şart
Bugün nasıl ki vatandaşlarımızın ticari faaliyetleri için ticaret ataşelikleri, eğitim süreçleri için eğitim müşavirlikleri bulunuyorsa; artık spor alanında da kurumsal bir yapılanmanın hayata geçirilmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.
Özellikle Almanya özelinde düşünüldüğünde, böyle bir yapı için Berlin adeta biçilmiş kaftandır.
Bu noktada çok önemli ve yapısal bir öneriyi güçlü şekilde dile getirmek gerekiyor:
Berlin’de “Spor Müşavirliği” kurulmalıdır.
Nasıl ki eğitim müşavirlikleri gençlerimizin akademik geleceğine katkı sağlıyorsa, kurulacak bir Spor Müşavirliği de Avrupa’da yaşayan Türk gençlerinin sportif gelişimini organize edecek, onları Türkiye’deki federasyonlarla buluşturacak ve yetenekli sporcuların keşfedilmesine öncülük edecektir.
Bu yapı sadece futbol için değil; basketboldan atletizme, yüzmeden dövüş sporlarına kadar birçok branşta Türk gençlerinin önünü açabilir. Aynı zamanda gençlerin spor kulüplerine erişimini kolaylaştıracak, ailelerle koordinasyon sağlayacak ve Türkiye ile Avrupa arasındaki sportif bağı kurumsal hale getirecektir.
Çünkü bugün Avrupa’da yetişen binlerce Türk genci büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak bu potansiyelin doğru yönlendirilmesi için sistemli bir organizasyona ihtiyaç var. İşte Spor Müşavirliği tam da bu eksikliği giderecek stratejik bir adım olacaktır.
Türkiyemspor’dan Yükselen Umut
Yıllar önce yine Berlin ziyaretimde Türkiyemspor’u ziyaret ettiğimde buna bizzat şahit olmuştum. O kulüpte gördüğüm organizasyon yapısı, gençlerin spora olan ilgisi ve aidiyet duygusu beni derinden etkilemişti.
Orada sadece futbol oynanmıyordu…
Aynı zamanda kimlik korunuyor, disiplin öğretiliyor, gençler kötü alışkanlıklardan uzak tutuluyor ve geleceğe hazırlanıyordu.
İşte tam da bu nedenle, yurt dışında yaşayan gençlerimizi sporla buluşturacak güçlü projelere ihtiyaç vardır.
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde Türk kökenli genç sporcular farklı ülkelerin milli formalarını giyiyor. Elbette onların başarıları hepimizi gururlandırıyor. Ancak Türkiye’nin de bu gençlerle daha güçlü bağlar kurması gerekiyor.
Spor federasyonlarımız ile Avrupa’daki gençler arasında sağlam köprüler kurulmalı; yetenek taramaları yapılmalı, ortak kamplar düzenlenmeli, akademik ve sportif destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
Mesele Sadece Spor Değil
Çünkü mesele yalnızca spor değildir.
Mesele; aidiyet duygusudur…
Mesele; Türk bayrağını dünyanın dört bir yanında gururla taşıyacak nesillere sahip çıkmaktır…
Mesele; gençlerimize “Türkiye sizi görüyor, önemsiyor ve yanınızda duruyor” hissini verebilmektir.
Berlin’de yaşayan Türk gençliği büyük bir potansiyeldir. Doğru yönlendirme, güçlü organizasyon ve sürdürülebilir projelerle bu potansiyel yalnızca Alman sporuna değil, Türk sporuna da büyük katkılar sağlayacaktır.
Cumhurbaşkanımızın “Berlin’deki vatandaşlarımız canımızdan bir parça” sözü aslında tam da bunu anlatıyor.
Canımızdan bir parça olan gençlerimize uzanacak en güçlü el ise; eğitimle, kültürle ve sporla kurulacak samimi ve kurumsal bağ olacaktır.''