Siyasetin Dili Yumruk Değil, Aklın ve Ahlakın Dili Olmalıdır
TBB toplantısında yaşanan tatsızlık, sadece bir salon gerilimi değildir; bu ülkenin siyaset dilinde biriken öfkenin dışa vurumudur. Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde yaşanan tartışmalar, kürsü etrafında yükselen tansiyon ve ardından gelen arbede, kamuoyunun hafızasına bir utanç görüntüsü olarak kazındı.
Okuduğumuz haberlerde ve izlediğimiz videolarda yaşanan saygısızlık ise içler acısı…
Bu görüntüler sadece bir toplantının değil, temsil makamlarının ne kadar yıprandığının da açık bir göstergesi. Oysa o salonlarda oturanlar, sadece kendi fikirlerini değil, milyonların iradesini temsil ediyor.
Belediyeler, halkın en yakınındaki kurumlardır. Orada kavga değil çözüm konuşulmalı; ses yükseltmek değil, aklı yükseltmek esas olmalıdır. Millet geçim derdindeyken, şehirler çözüm beklerken, çocuklar güvenli okul, anneler huzurlu sokak isterken; makam sahiplerinin öfkeye yenilmesi kabul edilemez.
Siyaset; kürsü devirmek, söz kesmek, kalabalıkla baskı kurmak değildir. Siyaset; en sert fikri bile nezaketle ifade edebilme sanatıdır. Bugün ihtiyacımız olan şey daha çok bağıranlar değil, daha çok dinleyenlerdir.
Unutulmamalıdır ki; saygının kaybolduğu yerde temsil de anlamını yitirir.
Bu ülkenin artık yumruk masalarına değil, vicdan masalarına ihtiyacı var.
Yazar Işılay Kızılgöz