29 Nisan 2026, Çarşamba
13:45

Birlik Vakfı’nda Deprem Gerçeği Konuşuldu

Birlik Vakfı’nda Deprem Gerçeği Konuşuldu

Birlik Vakfı’nın gelenekselleşen “Birlikte Cumartesi Konferansları” serisinin bu haftaki konuğu, yer bilimleri alanındaki uzmanlığıyla tanınan Prof. Dr. Recep Hayri Eren oldu.

Birlik Vakfı’nın gelenekselleşen “Birlikte Cumartesi Konferansları” serisinin bu haftaki konuğu, yer bilimleri alanındaki uzmanlığıyla tanınan Prof. Dr. Recep Hayri Eren oldu. Vakfın genel merkezinde mütevazı bir topluluğa hitaben gerçekleştirilen “Yer Bilimleri ve Deprem Gerçeği” konulu konferansta, beklenen İstanbul depremi ve Türkiye’nin sismik yapısı derinlemesine ele alındı.

"Dünya 20 Plaka Üzerinde Hareket Ediyor"

Yer kabuğunun dinamik yapısını anlatarak konuşmasına başlayan Prof. Dr. Eren, dünyayı oluşturan 20 ana plakanın sürekli bir hareket hâlinde olduğunu belirtti. Bu hareketlerin yeni yeryüzü şekilleri oluştururken aynı zamanda depremleri tetiklediğini vurgulayan Eren, okyanus tabanlarından kıtasal levhalara kadar her noktada muazzam bir izostatik dengenin hüküm sürdüğünü ifade etti.

Kayaç Yapısı ve Yerleşim Hatası

Depremin yıkıcı etkisinin sadece büyüklüğe değil, zemin yapısına da bağlı olduğunu hatırlatan Prof. Eren, şu önemli tespitlerde bulundu:

  • Zemin Yapısı: Göller ve vadilerde biriken malzemelerle oluşan "tortul kayaçlar" üzerine kurulan yerleşimlerin en büyük risk grubunu oluşturduğunu belirtti.
  • Alüvyonal Tehlike: Türkiye’deki pek çok yerleşim yerinin "alüvyonal genç araziler" üzerine kurulmuş olmasının, depremlerdeki can ve mal kayıplarının ana nedeni olduğunu vurguladı.
  • Maden Kaynakları: Magmadan yükselen granit ve bazik kayaçların yoğunluğuna dikkat çekerek; krom, altın ve gümüş gibi kıymetli metallerin bu yoğun tabakalarda bulunduğunu aktardı.

Osmanlı Arşivlerinin Işığında Deprem Tarihi

Deprem kayıtlarının geçmişine değinen Eren, Türkiye’nin bu konuda eşsiz bir kaynağa sahip olduğunu belirtti. 1900 öncesi dönemde Batı dünyasında yalnızca kilise kayıtları bulunurken, Osmanlı Devleti’nin her olayı en ince ayrıntısına kadar belgelediğini ifade etti. Eren, "Fatih döneminden itibaren İstanbul’daki yıkımların şiddeti bu arşivler sayesinde hesaplanabiliyor. Eğer bu tarihsel tecrübeyi yönetim anlayışımıza tam olarak yansıtabilseydik, bugün çok daha farklı bir noktada olurduk" dedi.

İstanbul ve Fay Hatlarındaki Hareketlilik

Konuşmasının son bölümünde Türkiye’nin deprem kuşaklarına odaklanan Prof. Dr. Recep Hayri Eren, şu kritik bilgileri paylaştı:

  • Anadolu’nun Sıkışması: Arap levhasının güneyden sürekli itmesi sonucu Anadolu plakasının batıya doğru hareket ettiğini ve bu durumun Kuzey Anadolu Fay Hattı’nı (KAF) tetiklediğini açıkladı.
  • Yıllık Hareket: Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın yılda ortalama 3 ilâ 5 santimetre arasında, maksimum ise 2 metreye kadar yer değiştirdiğini belirtti.
  • Avcılar Örneği: 17 Ağustos 1999 depreminden örnekler veren Eren, İstanbul’da kayaç zeminli bölgelerin sarsıntıyı hasarsız atlattığını, ancak Avcılar gibi gevşek zeminli bölgelerin büyük yıkım yaşadığını hatırlatarak yapılaşmanın mutlaka zemine uygun yapılması gerektiği uyarısıyla sözlerini tamamladı.

Benzer Haberler