17 Mart 2026, Salı
20:36

Hayat Aras yazdı: Nevruz Çarşambaları

Hayat Aras yazdı: Nevruz Çarşambaları

Eğitimci-Türkolog Hayat Aras, kaleme aldığı Nevruz Çarşambaları başlıklı yazısında değerlendirmelerde bulundu.

ANKARA - BHA 

Eğitimci - Türkolog Hayat Aras, yazısında şu ifadelere yer verdi:


''Yeniden doğuşun ve özgürlüğün sembolü Nevruzun gelişi; özelikle Iğdır, Azerbaycan ve İran Türklerinde 1 ay önceden yapılan kutlamalarla başlar. Nevruzdan önceki son dört salıyı çarşambaya bağlayan akşamlara “İlaxır Çerşenbeler-Yılsonu Çarşambaları, Son Çarşambalar” denir. Dört temel unsurla ilişkilendirilen bu günler sırasıyla su, ateş, yel ve toprak çarşambası olarak adlandırılır. Su ile temizlenir, ateş ile ısınıp güçleniriz. Yel ile uyanır, toprak ile canlanırız. Suyla başlayan diriliş, toprak ile hayat bulur. Doğanın uyanış takvimi; doğa ruhlarını uyandırma ritüellerinin, halkın belleğinde korunmuş şeklidir. 
Su çarşambası: Doğanın uyanışında ilk canlanan unsurun su olduğu kabul edilir. Sabahın erken saatlerinde akan sulara gidilir; dilekler dilenir, el yüz yıkanır. Rüyalar, suya anlatılır. Hayvanı olanlar getirdikleri suları hayvanlarına sürer veya içirir. Eski yılın olumsuzluklarını ve kötü enerjisini yok etmek amacıyla evlerde yıllık, büyük temizlik başlar.
Od (ateş) çarşambası: Ateş; güneşin gücünü, ışığını, enerjisini, arınmayı temsil eder. Bu özellikleriyle kötü ruhları uzaklaştırır, hastalıkları, uğursuzlukları yok eder. Son dört çarşambada “Baca Baca, Alov Alov” adı verilen ateşler yakılır. Ateşin her iki yönüne üç veya yedi kez atlayanlar aşağıdaki sözlerle birlikte dileklerini, isteklerini söyler:

“Ağırlığım, uğurluğum odda galsın.”
“Ağırlığım, uğurluğum tökülsün,
Odda yanıp kül olsun,
Yansın alov saçılsın,
Menim bahtım açılsın.”
    Bazı yerlerde hayvanlar da ateşin üzerinden geçirilir. 
Tarihi anlatılara göre, Göktürklere gelen Bizans elçileri sınırda ateşin etrafında döndürülüp arındırıldıktan sonra hanın huzuruna çıkarılırdı. Cengiz Han zamanında ise elçiler, ateş üzerinden atlatılmadan saray alınmazdı. 
Halkın hafızasında; ateşin, yerle gök arasında insanoğlunun aracısı olduğu bilgisi kayıtlıdır. Ateş geçmişi yakar, geleceğe yer açar.
Yel (hava, rüzgâr, külek) çarşambası: Rüzgârın estiği yüksek yerlere çıkılarak dilekler dilenir, dualar edilir. Eski Türk inanışında bazen ruhların ve doğa güçlerinin hareketi olarak görülen rüzgârın; karları erittiğine ve doğayı uyandırdığına inanılır. 
Toprak (yer) çarşambası: Bu gün, toprağın kalbinin atmaya başladığına, nefes aldığına ve kışın bittiğine inanılır. Halk arasında “İlaxır çerşembeden sonra bahar qapıdadır. Son çarşambadan sonra bahar kapıdadır.” denir. Toprak çarşambası; toprağın tamamen uyandığı, baharın başladığı, yeni yılın müjdecisi, eski yılın son çarşambasıdır. 
Kapı Dinleme-Kulak Asma
Bilinmeyene açılan kapı ve pencereden, akşamın karanlığında ve gizeminde kaderin, geleceğin iletisi olacak sesleri duymak için toprak çarşambası akşamı ve 21 Mart akşamı; kapı, pencere dinlenilir. Bölgede yaşayan hiç kimse, kendisinin dinlenmesinden rahatsız olmaz. Hatta o gün özellikle güzel ve olumlu konuşulmaya dikkat edilir. Yine de tutulan niyetlerde olumsuz konuşmalara da denk gelinebilir. Başta genç kızlar olmak üzere her yaştan kişiler, akşam karanlık çöktükten sonra dilek tutar. Kimseyle konuşmadan komşu kapısını, penceresini dinler. Duyulan ilk anlamlı sözcüğü ya da cümleyi niyetine göre yorumlar.
Sonuç
Nevruz; doğa ile insan arasındaki en eski anlaşmalardan birinin kültürel sürekliliğe ve toplumsal hafızaya yansıyan halidir. Eski Türk kozmolojisinin çağdaş tanığı, Ergenekon’dan çıkışın kapısı, yeniden doğuşun eşiği, hayatta kalma stratejisinin sembolüdür. 
Zaman değişir, toprak canlanır, doğa yenilenir ama gelenek,  görenek aynı çizgide devam eder. İşte Yenigün budur. 
Bu güzel günde su durulsun, od ışısın, yel solusun, toprak güçlensin. Yenigün kut getirsin.''

Benzer Haberler